|
ERZURUM ADI
Erzurum'un bilinen ilk adı Doğu Roma (Bizans)
İmparatoru II.Theodosios' a (408-450) izafe edilen Theodosiopolis'
ti, şimdiki Erzurum' un yerinde kurulmuştu. IV. asır sonuna doğru
Roma imparatorluğu sınırları içine alınmış ve 415 tarihinde
Theodosios' un emriyle Şark Orduları Kumandanı Anatolius tarafından
kurulmuştur. Urfalı Mateos' a göre bu şehir Garin mıntıkasında
Fırat'ın kaynağına yakın bir yerde bulunuyordu. Belazurî. bölgeye
hakim olan Ermenyakos' un ölümü üzerine yerine geçen Kali adlı
karısı tarafından kurulduğu için Araplarda Kalikala (Kali' nin
ihsanı) adını vermişlerdir. Belazuri Kalîkala' yı dördüncü Ermeniyye
şehirleri arasında sayar ve Ermeniyye şehirlerinden biri olarak
kabul eder. X. asır İslam coğrafyacıları Kalikala şehri hakkında
bize malumat vererek, doğuda ev eşyasının en önemlisi sayılan Kali
(halı)nın burada yapıldığım ve adını bu şehirden almış olduğunu
kaydetmektedirler. Hudud alalam' ın yazarı bu şehrin müstahkem bir
kalesi bulunduğunu ve her taraftan gelen gazilerin burayı nöbet
tutarak koruduklarım Ve şehirde tüccarların çok olduğunu
bildirmektedir. Bugünkü Erzurum adı ise, Erzen' in Selçuklular
tarafından fethedilmesi üzerine ahalisinin Theodosiopolis' e (Kalikala=Karin)
göç etmelerine müteakip bu şehre Erzen ve Türk hâkimiyetinin ilk
safhalarında bu adın sonuna, Meyyafarikin (Silvan) ile Siirt
arasındaki Erzen' den ayırmak ve Anadolu'ya ait olduğunu belirtmek
üzere Rum kelimesi ilave edilerek, Erzen al-Rum denilmesinden
kaynaklanmıştır. Selçuklular tarafından Erzurum'da basılmış
paraların üzerinde şehrin adı Arzan al-Rum şeklinde yazılmıştır.
Tarih Öncesi Çağlar
Erzurum ve çevresi özellikle son Kalkolitik ve
Eski Tunç çağından itibaren yoğun iskana ve siyasi olaylara tanık
olmuştur. Bunun sebebi en eski çağlardan beri önemli ticari ve
askeri yolların kavşak noktasında yer almaşı, zengin akarsu ağım
bünyesinde bulundurması ve doğal savunma zeminine sahip olmasıdır.
Çevredeki sert iklim şartlarına rağmen.dağ silsileleri ve akarsu
boylarındaki verimli ovalar tarıma ve bilhassa hayvancılığa uygun
bir ortam oluşturmuştur. Karaz, Pulur ve Güzelova kazılarının
tanıklığında, yaklaşık altı bin yıldan beri çevredeki yaşama
biçiminin devam ettiği söylenebilir. Bölgede M.Ö. IV. binden
itibaren çok kuvvetli bir kültür birliğinin olduğu da ortaya
çıkmıştır.
MUSTAFA KEMAL PAŞA ERZURUM'DA
İstanbul Hükümeti, İtilaf
Devletleri'nin baskıları sonucu, Anadolu'da asayişi sağlamak
amacıyla ordu müfettişlikleri teşkil etli. Bu tasarı gereğince. Doğu
Anadolu' da ki 9. Ordu Müfettişliğine Mustafa Kemal Paşa tayin
edildi. Mustafa Kemal Paşa' ya verilen talimata göre, Trabzon,
Erzurum, Sivas, Van Vilayetleriyle Erzincan ve Canik müstakil
livalarına gereken emirleri verebileceklerdir. Mustafa Kemal Paşa'
ya verilen bu geniş talimattan da anlaşılacağı üzere, O' nun görevi
yalnızca Samsun ve havalisindeki asayişsizliğe son vermenin ötesinde
idi. Anadolu' ya ayak basar basmaz yapmaya başladığı işlerde bunu
ortaya koymaktadır.
Mustafa Kemal Paşa 3 Temmuz 1919'da
Erzurum'a geldi, ilk karşılama merasimi Erzurum'un batısında on yedi
kilometre uzaklıktaki Ilıca' da yapıldı.
Mustafa Kemal Paşa Erzurum'a gelişinin
ertesi günü 4 Temmuz'da Erzurum Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'ni ziyaret
etti.
Mustafa Kemal Paşa, 5 Temmuz 1919'da
yakın arkadaşları ile bir toplantı yaptı. Toplantı-ya Karabekir
Paşa, Rauf Bey, Eski Vali Münir, Süreyya, Ordu Müfettişliği Kurmay
Başkanı Kazım, Kurmay Binbaşı Hüsrev, Binbaşı Refik, M.Müfit Beyler
katılmışlardı. Toplantıda bulunanlar, Mustafa Kemal Paşa' ya sonuna
kadar yardım edeceklerine, onu lider olarak kabul ettiklerine dair
söz verdiler.
Ermeni Meselesi
1.Dünya Savaşında Erzurum, istilacı Çarlık Rus Ordusunun ilk hedefi
üzerindeydi. Osmanlı Ordularının hezimeti üzerine, önlerinde ciddi
bir engel görmeyen Rus Ordusu, General Yudeniç'in komutasında
Erzurum'a doğru ilerledi. Erzurum 16 Şubat 1916 da Ruslar tarafından
işgal edildi. 1917 yılında Rusya'da Çarlık rejimi yıkılmış,
Bolşevikler ülkede duruma el koymuşlardır. Rusya'da bu yönetim
değişikliği üzerine Ruslar, işgal ettikleri Doğu Anadolu Bölgesini
boşaltarak ülkelerine dönmeye başlamışlardır. Ancak Doğu Anadolu'da
Ermenistan hayaliyle yaşayan Ermeniler süratle silahlanarak, Erzurum
ve çevresinde soykırıma giriştiler. Erzurum Rus II. Topçu Kale
Komutanı olan Twerdo Khlebov, Ermenilerin bu kanlı hareketlerine
sadece seyirci kaldı.
Erzurum ve çevresinde Türklere uygulanan soykırımı Taşnak Generali
Antranik yönetmiştir. 2 Mart 1918 tarihinde Erzurum Merkez
Kumandanlığına tayin olunan General Antranik Alaca, Tepeköy. Ilıca,
Yeşil yayla katliamlarında aktif rol oynamış, binlerce insanın
hayatına acımasızca son verdirmiştir. Ayrıca Erzurum ve çevresindeki
Türk soykırımında Fransız asıllı Ermeni Albayı Morel, Divan-ı Harp
üyesi Sohumyan, Muratyan, Dr. Azeryef ve Dr. Karakin Pastırmacıyan
görev almışlardı.
1918 yılının Şubat ve Mart aylarında bu tarihi şehir insanıyla,
medeniyetiyle, kültür varlıklarıyla ortadan kaldırılmaya
çalışılıyordu. Şehrin her mahalle ve şose yollarında, çarşılarda
Ermeni çete noktaları kurulmuştu. Yol yaptırmak bahanesiyle toplu
halde götürülen insanlar Kars kapı ve Yanık dere bölgelerinde,
senelerce ekmeğini bölüştüğü Ermeni canileri tarafından şehit
edilmişlerdir.
Sonra Erzurum Garnizonlarında bulunan Ermeni askerleri evlere
saldırarak yağma, öldürme, ırza geçme gibi muameleleri yapmaya
başlamışlardır. Erzurum'a giren Türk birlikleri şehir içinde 2127
şehit defnetmişler, ayrıca Kars kapıda da 250 ceset bulmuşlardır.
Türk-Ermeni ilişkilerini tarihi perspektif içerisinde
incelediğimizde, bölgede Türk insanıyla birlikte yaşamış, kapı
komşusu olmuş Ermeni'nin ihaneti açıkça ortadadır. Milleti Sadıka
diye adlandırılan Ermenilerin Aşkale, Tazegül, Cinis, Alaca, Ilıca,
Tepeköy, Erzurum-Merkezde; Yanık dere, Kars kapı, Ezirmikli Osman
Ağa ve Mürsel Paşa konakları, Yakutiye Kışla hamamı, Yeşil yayla,
Hasankale-Tımar, Köprüköy, Horasan da yaptıkları insanlık dışı
katliamlar sonunda Türk Milleti'nin hafızasında "Yerli Gavur" olarak
unutulmayacak bir iz bırakmıştır.
Kazım Karabekir Paşa, 12 Mart sabahım şöyle dile getiriyordu:
"Erzurum'da halk göz yaşları içinde kimi babasını, kimi karışım
yakılmış yada süngülenmiş buluyor, saçlarım yoluyordu, sokaklarda
canlılıktan bir iz bile kalmamıştı. Yerlerde çocuk, kadın ve
yaşlılar kanlar içinde yatıyordu." Ermenilerin yalnız son gece
(11-12 Mart 1918) 3000 Müslüman Türk'ü öldürdüklerini, Erzurum'daki
Rus Yarbayı Twerdo- Khelebof anılarında ifade etmiştir. "Demiryolu
istasyonun da sanki bir mezarlık ölülerini dışarıya çıkarmıştı.
Cenazeler arasından geçerek feci duruma gözlerimizle şahit olduk.
Bilhassa Tahtacılar semtinde karşılıklı yer alan Osman Ağa ve Mürsel
Paşa konaklarına doldurulup yakılan ve katledilen Erzurumlular
insanı titrediyordu."
Erzurum'da resmi belgelere göre 9563 yerli Türk ahali Taşnak Ermeni
çeteleri tarafından şehit edilmiştir.
12 Mart 1918 günü Türkün kalbi olan Erzurum'un esaretten hürriyete,
ölümden hayata kavuştuğu bir gündür. 12 Mart 1918 de Türk Hükümeti,
Doğuda ki güzel toprakları, yüksek dağları mert kanıyla sulayarak,
düşmana göğüs geren Erzurum'u karanlık bir günden kurtardığının yıl
dönümüdür.
12 Mart 1918 tarihi Erzurum kalesinin beklediği kutsal sabahtır. 84
yıl önce bir 12 Martta zamanın saygısı altında kalan, hatırladıkça
kanayan bir yara içimizi sızlatır, sevincimizi göz yaşlarımızın
ıslaklığı, mutluluğu kederimizin hüznü, Hürriyetimizde kanımızın
pahası, yaşamımızda Türk olmanın gururu, bayrağımızda varlığımızın
manası vardır ve saklıdır, işte 12 Mart kutlu günümüzün bizlere
hatırlattıkları bu duygu ve fikirlerdir.
ERZURUM KONGRESİ - (23 TEMMUZ -
7AĞUSTOS 1919)
Erzurum Kongresi, I. Dünya Savaşı’nın uğursuzluğunu acımasız
maddeleri ile tamamlayan Mondros Mütarekesi’nin (30 Ekim 1918)
uygulanmaya başlandığı tarihlere rastlamaktadır. Osmanlı
İmparatorluğu’nun imzalamak zorunda kaldığı mütarekenin 24. Maddesi:
“Vilâyat-ı Sitte’de karışıklık çıktığı takdirde, bu vilâyetlerin
herhangi bir kısmının işgal hakkını İtilâf Devletleri muhafaza
ederler” şeklinde düzenlenmişti. Söz konusu vilâyetler: Erzurum,
Van, Bitlis, Elazığ, Diyarbakır ve Sivas vilâyetleridir ve mütareke
belgesinin İngilizce olan metninde bu vilâyetler “Ermeni
Vilâyetleri” olarak ifade edilmiştir. Bu durum, öteden beri varlığı
hissedilen Ermeni tehlikesini tekrar gündeme getirmiş ve meseleye
yönelik duyarlılık ilk olarak kendini, İstanbul’da, “Vilâyat-ı
Şarkıyye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti”nin kurulmasıyla
göstermiştir.(Aralık 1918) Daha sonra Mart 1919’da Erzurum’da bu
cemiyetin bir şubesinin açılmasıyla beraber bölgedeki
teşkilatlanmanın öncülüğü yapılmış, bundan sonra Erzurum, Milli
Mücadele’nin temellerinin atıldığı önemli merkezlerden biri haline
gelmiştir. Şehrin Ermenilere verileceği söylentileri bir panik
havası yaratmış, bu ortamda halk cemiyete sıkı sıkıya bağlanıp
bölgenin ve vatanın kurtuluşu için çare yolları aramaya başlamıştır.
Bu süreç içerisinde toplanan Erzurum Kongresi, savaşlar, antlaşmalar
ve mücadelelerle uzayıp gelen tarih zincirinin önemli bir halkasını
oluşturmuştur.
Kongre, Erzurum Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye ile Trabzon Müdafaa-i
Hukuk-ı Milliye Cemiyetlerinin ortak girişimleriyle 23 Temmuz
(Çarşamba) – 7 Ağustos (Perşembe) 1919 tarihleri arasında Nutuk’ta
belirtildiği gibi çalışmalarını 14 günde tamamlamıştır. Mustafa
Kemal ve Rauf Beyler’in Kongreye Erzurum (merkez) delegeleri olarak
katılabilmeleri için Emekli Binbaşı Kazım (Yurdalan) ve Müdafaa-i
Hukuk Cemiyeti’nin kurucularından Cevat (Dursunoğlu) Bey, delegelik
haklarından vazgeçmişlerdir.
Kongrenin ilk günü yapılan oylama ile Mustafa Kemal Paşa, Kongre
başkanı seçilmiştir. Mustafa Kemal yaptığı açılış konuşmasında,
Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu durumu, dünyanın çeşitli
yerlerinde milli bağımsızlık uğruna yapılan mücadeleleri anlatarak
bağımsız, milli bir iradenin Anadolu’dan çıkacağını ve bunun millete
dayanması gerektiğini belirtmiştir. Yoğun çalışmalardan sonra 7
Ağustos’a kadar süren kongre, aynı gün Heyet-i Temsiliye
seçimlerini yapmış, 9 kişilik heyetin başına Mustafa Kemal
getirilmiştir. Böylece milli mücadelenin ilk siyasi kuruluşu da
oluşturulmuştur.
Kongre sonunda yayınlanan beyannamenin giriş kısmında: Aydın
Vilâyetinde Yunanlıların, Kafkasya’da Ermenilerin, Karadeniz’de
Rumların Müslüman ahaliye yaptığı zulümlerden, milleti parçalanma
tehlikesi karşısında gören Doğu Anadolu halkının kurduğu cemiyetler
vasıtasıyla Erzurum Kongresi’ne katıldığından ve kongrenin
yayınlanan kararları aldığından bahsedilmiştir. Kongrede alınan
kararlar şu şekilde özetlenebilir: Milli sınırlar içinde vatan bir
bütündür ayrılık kabul edilemez; İşgal ve müdahaleler sonucu Osmanlı
Devletinin dağılması halinde millet tek vücut olarak yurdunu
savunacaktır; Vatanın bağımsızlığını korumaya İstanbul Hükümeti’nin
gücü yetmediği takdirde, geçici bir hükümet kurulacaktır. Bu hükümet
milli kongre tarafından seçilecektir; Kongre toplantıda değilse bunu
Heyet-i Temsiliye üstlenecektir; Kuvâ-yı Miliyeyi etken ve milli
iradeyi hakim kılmak esastır; Hıristiyan azınlıklara siyasî
hakimiyet ve sosyal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez; Manda
ve himaye kabul edilemez; Milli Meclis’in hemen toplanmasını ve
hükümet işlerinin meclis denetiminde yürütülmesini sağlamak için
çalışılacaktır.
Erzurum Kongresi’nin amacı, sadece doğu bölgesinin bütünlüğü değil,
30 Ekim 1918’deki sınırıyla “Vatanın bütünlüğü” idi. Bağımsızlık
ise, yine bütün Türk milletinindi. Bu gayenin ilk adımı Erzurum
Kongresi’nde atıldı.
Kongrenin kabul ettiği kararları, belirlediği hedefleri, çizdiği
stratejiyi iyi tahlil etmek gerekir. Kongrenin benimsediği hedefler,
Türk Milli mücadelesinin de gerçekleştirmeye çalıştığı milli
hedeflerdir. Milli Mücadele hareketinin siyasal temeli olan “hukuk-ı
milliye” ilk olarak bu kongrede dile getirilmiştir. Kongrenin kabul
ettiği kararlar ise milli bağımsızlık savaşımızın programı olarak
ele alınmış, belirlediği hedefler gerçekleştirilmiştir. 28 Ocak
1920’de Son Osmanlı Mebusan Meclisi’nde Misâk-ı Milli adıyla kabul
edilip, 17 Şubat 1920’de bütün dünyaya ilân edilen programın
esasları Erzurum’da, bu kongrede belirlenmiştir. Kongre, temsil
ettiği fikir ve prensiplerle, sağladığı yetkiler bakımından Milli
Mücadele hareketinin tarihi bir hareket ve çıkış noktasıdır. Mustafa
Kemal Atatürk’ün ifadesiyle; “Tarih şüphesiz bu kongreyi ender ve
büyük bir eser sayarak bağrına basacaktır.”
Kazım Karabekir
Paşa
MUSA KAZIM KARABEKİR - (1882-1948)
Musa Kâzım, 1882’de İstanbul’da doğdu. Aslen Karaman’ın Gafariyat
kasabasındandır. Babası Mehmet Emin Paşa’dır.
Fatih Askeri Rüştiyesi’ni ve ardından Kuleli Askeri İdadisi’ni
bitirdi. 14 Mart 1900’de Harp Okulu’na girdi. 6 Aralık 1902’de
Mülazım-ı Sani (Teğmen) rütbesiyle piyade sınıfının birincisi olarak
Harp Okulu’ndan mezun oldu. Erkân-ı Harp (Kurmay) sınıfına ayrılarak
Harp Akademisi’ne başladı. 5 Kasım 1905’de Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle
Akademi’yi de birincilikle bitirdi. 10 Aralık 1905’de Edirne’deki II.
Ordu’ya atandı. 11 Ocak 1906’da III. Ordu’ya verildi. 13.Seyyar
Topçu Alayı, 15. Süvari Avcı Taburu’nda ve Manastır Mıntıka
Komutanlığı Erkân-ı Harbiyesi’nde bulundu. Bu dönemde Kâzım Bey
İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne girdi. Eşkıya takibinde bulundu. 19
Ağustos 1907’de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. 6 Eylül 1907’de
İstanbul Harp okulu Tabiye Öğretmen Yardımcılığı’na atandı. 19
Kasım 1908’de Edirne’deki II. Ordu’nun Nizamiye 3. Piyade Tümeni
Kurmaylığı’na tayin olundu. 31 Mart Vakası, yani 13 Nisan 1909’da
meydana gelen olay üzerine Hareket Ordusu’na katılarak; Mürettep 2.
Fırka’nın Kurmay Başkanı olarak İstanbul’a geldi. 1 Nisan 1910’da
Arnavutluk Ayaklanması’nı bastırmak için oluşturulan Mürettep
Kolordu da Birinci Şube Müdürü ve 15 Ocak 1911’de 10. Edirne Tümeni
Kurmay Başkanlığında görevlendirildi. 28 Nisan 1911 günü Harbiye
Nezareti’ne verdiği dilekçe ile aile adları olan Karabekir’i
yazışmalarda kullanmaya başladı. 9 Nisan 1912’de ek bir görevle
vekaleten Bulgar Hududu Edirne Kısmı Komiserliği’ne atandı. 27 Nisan
1912’de Binbaşı oldu. Birinci Balkan Savaşı sırasında Bulgarlara
karşı Edirne’yi savunan 10.Tümen’in Kurmay Başkanı iken 22 Nisan
1913’te esir düştü. İkinci Balkan Savaşı sırasında 29 Eylül 1913’te
esaretten kurtuldu. 2 Aralık 1913’te Balkan Savaşı sırasında Rusya
tebasının uğradığı zararın tespit için oluşturulan Türk-Rus ve
Bulgar Karma Komisyonu’na Türk temsilcisi olarak katıldı.
11 Ocak 1914’de Genelkurmay İstihbarat Şubesi Müdür Yardımcılığı’nda
görevlendirildi. 3 Ağustos 1914’te Genelkurmay İstihbarat Şube
Müdürü tayin edildi. 7 Aralık 1914’te Kaymakam (Yarmay) rütbesine
yükseltildi. 6 Ocak 1915’te Mürettep I. Kuvve-i Seferiye Komutanı
olarak İran Harekâtı’na memur edildi. 6 Mart 1915’te Beşinci Kolordu
14. Tümen Komutanlığı’na atanarak Marmara ve Karadeniz kıyılarının
tahkimatı ile görevlendirildi. Tümeni bir süre sonra Çanakkale
Cephesi’ne gönderildi. 26 Ekim 1915’te İstanbul’daki I. Ordu Kurmay
Başkanlığı’na atandı. 10 Kasım 1915’te 6. Ordu Kurmay Başkanı olarak
Irak Cephesi’ne gönderildi. 14 Aralık 1915’te rütbesi Miralaylık ’a
(Albay) yükseltildi. 24 Nisan 1916’da 18. Kolordu Komutanı ve 8
Nisan 1917’de becayişen Kafkas Cephesi’ndeki 2. Kolordu Komutanı
olarak görevlendirildi. 27 Aralık 1917’de Erzincan karşısındaki I.
Kafkas Kolordusu Komutanlığı’na memur edildi. Buradaki görevinde
ağır kış şartları altında fedakârlıkla ilerleyerek, Rus subaylarıyla
takviye edilmiş Ermeni kuvvetleri ve çetelerinin bütünüyle bozgunu
sırasında; 1918 yılının 13 Şubat’ında Erzincan’ı, 12 Mart’ında
Erzurum’u 13 Mart’ın da Pasinler’in Merkezi Hasankale’yi kurtardı.
Sonrada, 1914 hududunu aşarak; 5 Nisan’da Sarıkamış, 25 Nisan’da
Kars’taki hâlâ halkımız arasında “Kırk Yıllık Karagünler” diye acı
hatırası anlatılan istilâ esaretine son verdi. 28 Temmuz 1918’de
Mirlivalığa (Tümgeneral) yükseltildi. 23 Aralık 1918’de
Tekirdağ’daki 14. Kolordu Komutanlığı’na atandı. 2 Mart 1919’da
merkezi Erzurum olan 15. Kolordu Komutanlığı’na tayin edildi. 21
Temmuz 1919’da 3. Ordu Müfettiş Vekili olarak görevlendirildi.
23 Temmuz-7 Ağustos 1919’da çalışmalarını yürüten Erzurum
Kongresi’nin toplanmasında büyük katkıları oldu. 16 Kasım 1919’da
Temsil Heyeti’nin düzenlediği komutanlar toplantısına katıldı. 14
Ocak 1920’de Heyet-i Temsiliye Başkanı Mustafa Kemal Paşa tarafından
Şark Cephesi Komutanlığı ile görevlendirildi. 23 Nisan 1920’de
açılan Büyük Millet Meclisi Birinci Devresi’nde Edirne Milletvekili
olarak meclise girdi. Bu sıfatı üzerinde kalmak kaydı ile Kolordu
Komutanlığı’na devam etti. 6 Mayıs 1920’de Erzurum Vali Vekili oldu.
13-14 Haziran 1920’de Ordu Komutanı yetkisi ile Şark Cephesi
Komutanlığı’na atandı. 28 Eylül 1920’de Ermenilere karşı taarruzu
başlattı. 30 Ekim 1920’de Göle ve Kağızman’dan sonra Kars’ı ikinci
defa kurtardı.
31 Ekim 1920’de Feriklik (Korgeneral)’liğe yükseltildi. 7 Kasım
1920’de Gümrü’ye girdi. 3 Aralık 1920’de Büyük Millet Meclisi
Murahhası olarak Gümrü Muahedesi’ni imzaladı. 10 Ekim 1921’de biten
Kars Konferansı’na Türkiye Baş Murahhası olarak katıldı ve başkanlık
etti. 13 Ekim 1921’de Kars Antlaşması’nı imzaladı.
İstiklâl Harbi’nin zaferle bitmesinden sonra 15 Ekim 1922’de
Ankara’ya geldi. Edirne Milletvekili sıfatı ile meclise devam etmeye
başladı. 17 Şubat 1923’te toplanan İzmir İktisat Kongresi’ne
başkanlık etti. Büyük Millet Meclisi’nin ikinci devresinde İstanbul
Milletvekili seçildi. 21 Ekim 1923’te merkezi Ankara’da bulunan
Birinci Ordu Müfettişliği’ne atandı. 26 Ekim 1924’te Ordu
Müfettişliği’nden istifasını bildiren dilekçesini Milli Müdafaa
Vekâleti’ne gönderdi. 17 Kasım 1924’te Terakkiperver Cumhuriyet
Fırkası’nın kurucuları arasında yer aldı ve bir süre sonra Genel
Başkanı seçildi. Gazi’ye İzmir’de suikast ile ilgili olarak İstiklâl
Mahkemesi’nde yargılandı ve beraat etti. 5 Aralık 1927’de ordu
açığında iken emekli edildi. Uzun bir süre politikadan uzaklaştı.
Halil Ethem Eldem’in vefatı ile boşalan İstanbul Milletvekilliği’ne
1939 yılında 1374 reyle seçildi. 1943-1946’da yine milletvekili
olarak yerini korudu. 5 Ağustos 1946’da TBMM Başkanlığı’na seçildi.
26 Ocak 1948’de Ankara’da öldü.
ALDIĞI NİŞAN, BERAT VE MADALYALAR
Kâzım Karabekir Paşa, başarılı askerlik yaşamı sırasında, Altın
Maarif, beşinci Rütbeden Mecidi, Dördüncü Rütbeden Osmani, Muharebe
Gümüş Liyakat, Harp Alman İkinci Rütbeden Kron dö Broş Kılınçlı,
Avusturya’dan İkinci Sınıf Salip; Alman Demir Salip, Muharebe Gümüş
İmtiyaz, Muharebe Altın Liyakat, Kılınçlı İkinci Mecidi, Kılınçlı
İkinci Rütbeden Osmanî, İstiklal Madalya ve Nişanları ile
ödüllendirilmiştir.
ESERLERİ
Bulgarca, Almanca, Fransızca ve Rusça dilerini bilen Kâzım
Karabekir’in çok çeşitli konularda yazdığı bazı eserler şunlardır:
• İstiklâl Harbimiz, I-II
• İstiklal Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı
• Birinci Cihan Harbi, I-IV
• Paşaların Hesaplaşması
• Paşaların Kavgası
• Ankara’da Savaş Rüzgarları
• Gizli Harp İstihbarat
• 1885 İsyanı ve Bulgar Harbi
• Birinci Kafkas Kolordusu’nun 1334 Senesindeki Harekât ve
Müşehedatı
• Erzincan ve Erzurum’un Kurtuluşu
• İngiltere, İtalya ve Habeş Harbi
• Bolşevik Ordusunun Çekilmesinden Sonra Osmanlı Ordusunun İleri
Harekâtı
• Sırp-Bulgar Seferi
• Osmanlı Ordusunun Taarruz Fikri
• Kürt Sorunu
• Ermeni Dosyası
• Ermeni Mezalimi
• Öğütlerim
• Talim ve Terbiye Hakkında Ana Hatlar
• Ülkümüz Kuvvetli Bir Türkiye’dir.
• Şarkılı İbret
• İktisadi Esaslarımız
• Sanayi Projesi Layihası
• Erkân-ı Harbiye Vezaifinden İstihbarat
• İstiklâl Harbimizin Esasları
• Cihan Harbine Neden Girdik? Nasıl Girdik? Nasıl İdare Ettik?
• İttihat ve Terakki Cemiyeti |